SEÇİMLER

0 30

Beş ayda oyların bu kadar değişmesi size tuhaf gelmiyor mu?

Ekonomik göstergeler aşağı doğru gittiği hâlde bu sonuç size tuhaf gelmiyor mu?

 Terörün arttığı, şehitlerin birer birer değil onar onar geldiği bir ortamda iktidarın oyunu bu kadar artırmış olması size tuhaf gelmiyor mu?

 kİtle ölümlerinin yaşanmasına, Ankara’nın göbeğinde 102 kişinin canını alan eyleme rağmen iktidar partisinin dokuz puan birden yükselmesi size tuhaf gelmiyor mu?

 Paralel yapının kumpaslarında da PKK’nın ülkeyi silahla doldurmasında da “aldandık” diyerek itirafta bulunan liderlerine rağmen bu partinin bu sonucu alması size tuhaf gelmiyor mu?

13 yıllık yıpranma payı bir yana ülkenin vahim gidişine yol açan en önemli iki konuda, paralel yapı ve terör konusunda yanıldıklarını söyleyerek bir bakıma suçluluklarını itiraf etmiş olan bir iktidarın bu yükselişi size tuhaf gelmiyor mu?

Son yıllardaki seçimleri çok az yanılma payıyla bilen bu kadar anket şirketinin, biri hariç tamamının bu ölçüde yanılmış olması size tuhaf gelmiyor mu?

 Ve nihayet siyasilerin, basın yayın organlarının “demek ki şu şu sebeplerden dolayı halkın eğilimi böyle çıktı” dışında başka bir şey olacağını düşünmemesi size tuhaf gelmiyor mu?

Yukarıdaki soruları bir yana bırakalım ve Sözcü gazetesinin 02 Kasım 2015 tarihli (saat: 12:11) şu başlığına bir göz atalım: ‘Seçim sonuçları yanlış’ iddiası!

Başlıktan sonra haber şöyle devam ediyor:

“1 Kasım seçimlerinde AKP tek başına iktidar çıktı. Ancak Twitter’da paylaşılan bu mesajlar ortalığı karıştırdı… Twitter’da, oyların normalden çok fazla artmasını vurgulayan bu paylaşımların ardından ise YSK’nın seçim takip sistemini kapattığı iddia edildi.”

Gazetenin verdiği Twitter mesajlarından  birkaçı şunlar:

“K.Çekmece’de 19 bin oy kaybı var HDP ve MHP’de. CHP’de 10 bin yükseliş. Geriye 9 bin oy kalırken AKP 47 bin artmış.”

“Esenyurt’ta HDP ve MHP’de 18 bin kayıp var. CHP 9 bin arttırmış. AKP 44 bin arttırmış.”

“Beylikdüzü’nde MHP ve HDP’de sadece 2000’lik kayıp var. CHP 8000 arttırırken AKP ise 17 bin arttırmış.”

“Avcılar’da 8 binlik kayıp varken CHP 10 bin oy arttırmış. AKP ise 23 bin.”

Henüz sandıkların yaklaşık %98’i açılmışken atılan twetler bunlar. Ayrıca anılan bölgelerdeki seçmen sayısı ve kullanılan oy miktarları araştırılmadan verilen sonuçlar. Ama yine de AKP lehindeki oy fazlalıkları dikkat çekici değil mi? Siyasi partilerin bunları araştırması ve bir olağan dışılık gördükleri takdirde gerekli işlemleri yapmaları gerekmez mi?

13 113

Geçen sene Nisan ayından beri (belli çevrelerin bayağı şişirdiği) “OY ve ÖTESİ” adlı dernek faaliyette. Başkanlığını Sercan Çelebi adında ABD’de yetişmiş bir genç yürütüyor (http://oyveotesi.org/hakkinda/dernek-bilgileri/). Destekleyicileri arasında su yada soba borusu değil, Türkiye’nin tüm Barolarının Birliği ve ilaveten ayrı ayrı barolar bulunuyor.

Bir sürecin arkasına hukukçular takılıyorsa dikkatiniz artmakta. Eğer hukukçular takılıyorsa! Hukuk/Guguk (http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/yilmaz-ozdil/guguk-kusu-2-977502/) ortamında iseniz durum değişiyor. Hukukçuların böyle bir  oluşuma katılmadan evvel ilk yapması gereken, derneğin tüzüğünü irdelemek. Tüzük’te yönetim kuruluna altı asil, altı yedek üyenin atanması gerektiği yazılı iken sitede sadece beş kişinin adı yazılı.

Derneğin tüzüğünü araştırırken, derneğin web adresinden (http://oyveotesi.org/) farklı bir adres gözünüze ilişiyor.  http://oveo.wpengine.com/wp-content/uploads/2014/06/Oy-ve-%C3%96tesi-Derne%C4%9Fi-T%C3%BCz%C3%BC%C4%9F%C3%BC.pdf

Web adresi  https://wpengine.com/ olan firmanın merkezi ABD’nin Teksas eyaleti,  Austin şehri. Başında Jason Cohen ve ortağı Josh(UA) BAER.  Jason Cohen’i araştırırken (40.400.400 Sonuç, 0,34 Saniye)  sayıları çıkınca,  bunca tesadüf (4 ve 0 kombinasyonu) nasıl biraraya gelebilir? Ungefähr 40.400.000 Ergebnisse (0,34 Sekunden)  diye düşünürken, ilk tespitim Toplum Mühendisliğinin/ALGI’nın 1. Basamağı burada başlıyor.

Bunları okurken “Hosting” hizmeti gibi mazeretlerinde olabileceği düşüncesiyle algının renk tonlarına eğildim. Jason Cohen’in web sahifesinin logosu https://wpengine.com/

logo1ve dernek logosu

logo2

 

 

 

Logolar ve kaynaklar !!! Made in USA

Oy ve Ötesi derneği mensupları dünyaya ayakları üzerinde yürüyerek gelmişler.

Bu olağanüstü  bir şey.

logo5logo4logo3

Bizlerin bilgisine  göre dünyaya ayaklarıyla yürüyerek gelen “Kuş yumurtası” ndan çıkan civcivlerdir.

Prof. Dr. Ümit Özdağ bir yazısında kuş yumurtasının civcivlerini şu şekilde anlatmıştı;

” İstihbarat dünyasında “kuş yumurtası üretmek” diye bir deyim vardır. Diyelim ki X ülkesinde bundan 20 sene sonra yapmak istediğiniz uzun vadeli bir operasyon var. Bu operasyon için size çeşitli provakatörler lazım ve  en güvenilir provakatör kendi yetiştirdiğinizdir. Bu iş için yetenekli ama geleceği parlak olmayan zayıf  karakterli bir “yumurta” bulunur.

Mesela bu genç üniversitede devşirilir ve aşama aşama önce öğretim görevlisi daha sonrada medya parlatmaları ve şirket sponsorluklarıyla ülkede sözü dinlenen bir Profesör haline getirilir. Gerekirse tüm araştırma ve kitapları da eline hazır olarak verilir.

Ülkedeki insanlar bu kişinin yazdığını sandıkları muhteşem eserleri okur  ve ona olan saygıları artar. Böylece yumurta kuluçka aşamasını  bitirmiş ve çatlayıp güzel bir kuş  olma zamanı gelmiştir.

Belirlenen zamanda bu profesör medya yoluyla müthiş radikal açıklamalar yapmaya başlar ve tüm ülkeyi karıştırır.

Aynı anda  kendisi gibi yetiştirilen diğer yumurtalarda farklı faaliyetlere girişirler. Neyse konu uzun benim yerim dar ama ilgilenenler için Doğu Bloğunun çöküş dönemine bakmalarını salık veririm.”

Hal böyle olunca borular pardon barolar ve civcivlerin denetimleri de şu şekilde gerçekleşiyor;

“Resmi sonuçlarla karşılaştırdığımızda, Türkiye genelinde kullanılan 48 milyona yakın oydan 10 bine yakınında (%0.02), uyuşmazlık tespit ettik. Bu uyuşmazlık oranının seçimin nihai sonucunu etkilemeyecek oranda olduğunu söyleyebileceğimiz gibi, 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde tespit ettiğimiz uyuşmazlıktan da az olduğunu belirtiriz.”

http://oyveotesi.org/1-kasim-2015-genel-secimleri/1-kasim-2015-secim-sonuc-degerlendirmeleri/

Toplum Mühendislerinin algı mühendisliğini  bir başka Avrupalı kurumda destekliyor;

“Despite legal constraints, civil society monitoring of the electoral process is de facto vibrant. Several citizen observer groups accredited a large number of observers on behalf of political parties.”(55)

https://chpbxl.files.wordpress.com/2015/11/osce-report-elections-nov-1.pdf

Yandaş medya “Negatif Algı Çalışması“ndan dem vururken,

http://www.sabah.com.tr/secim/2015/06/04/secim-oncesi-saibe-cetesinin-kirli-iliskileri

Oy ve Ötesi derneği “Pozitif Algı Çalışması“nı 176 bin sandığın yarısından fazlasını inceleyerek hemen birkaç saat içerisinde yapmış. Ehh artık bizde gönül rahatlığıyle uyumaya devam edebiliriz. Şair Mehmet Akif Ersoy, Tevekkül başlıklı şiirinde şu cümlelere yer veriyor;

Bütün o işleri Rabbim görür. Vazifesidir…

Yükün hafifledi… Sen şimdi doğru kahveye gir ! …

Avrupa Birliğini’nin ülkemizdeki elçileri “milli projelere destek olmayız” ifadelerini çok net ve açık şekilde dillendirirken, elçiler marifetiyle Algı Mühendislerinin projelerine para akışı sağlanmakta.

Mesela Hollanda Matra fonu;  Homosexsüller için hazırlanacak projelere destek verdiğini kendi sitelerinde ilan etmişler. Ama her ne hikmetse seçim milli bir konu olmasına rağmen, Oy ve Ötesi Derneği Hollanda ve Isveç’ten proje karşılığı para desteği almış.

http://oyveotesi.org/wp-content/uploads/2015/10/Oy-ve-Ötesi-İmzalı-Rapor.pdf

Hem de doğarken yürümeye başladıkları esnada. Cumhuriyet’ten bu yana kurulan yüzlerce dernek önce emekleme, sonra konuşma ve yürüme safhalarını tamamlamasına rağmen, salt milli hareket etmeleri yüzünden projelerden istifade edemezken, Kuş yumurtalarından çıkan civciler pardon yürüyen insancıklar projelerden istifade ediyor.

Maharet böyle bir şey mi? Insan beynini kendisinin kullanmasını terk ettiği ve bilimin temel prensiplerinden ayrıldığı vakit böyle algılarla yönetilir.

 

 

 

 

0 29

YSK ile TÜİK verileri arasında 1,5 milyon seçmen farkı var. Prof. Dr. Ercan uyardı: “Adi oy hırsızlığı, legal hırsızlığın yanında devede kulak. Seçim yasası mutlaka değişmeli!”

1 Kasım seçimlerinin sonuçlarıyla ilgili değerlendirme yapan Prof. Dr. D. Ali Ercan, YSK’nın yurtiçi seçmen sayısının TÜİK verilerine kıyasla 1,5 milyon eksik olduğunu ortaya çıkardı. Bu durumun açıklamaya muhtaç olduğunun altını çizen Ercan’a göre seçim sistemi yüzünden diğer partilere verilen yaklaşık 4 milyon oyun da hesabına yazıldığı AKP, bu sayede fazladan 45 milletvekili çıkardı.

PROF. DR. ERCAN: ‘TÜİK VE YSK VERİLERİNDE 1,5 MİLYONLUK FARK VAR

İstatistik konusunda da çalışmaları bulunan Nükleer Fizikçi Prof. Dr. D. Ali Ercan, 1 Kasım seçimlerinin sonuçları konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Seçimlerde önce TÜİK ve YSK’nın seçmen sayılarındaki tutarsızlığa dikkati çeken Ercan, seçim sonuçlarıyla birlikte güncellediği değerlendirmesinde,

“TÜİK’e göre nüfusumuz 1 Ocak 2015 itibariyle 77, 696 milyondur.

Yine TÜİK’in verilerine göre nüfus içerisinde 18 yaş ve üzeri olan kişilerin (seçmen) oranı yüzde 70,7’dir.

2013’te binde 13,7 ve 2014’te binde 13,4 olan yıllık nüfus artış hızımızı 2015 için binde 13,0 olarak alabiliriz. Buna göre 1 Kasım 2015’teki nüfusumuz 78,5 milyon, seçmen sayımız ise 55,6 milyondur. Bu rakam, YSK’nın yurtiçi seçmen sayısı olarak verdiği rakamdan 1,5 milyon farklıdır” bilgisini verdi.

AKP’YE FAZLADAN 4 MİLYON OY, 45 MİLLETVEKİLİ!
Ercan, “Oyların yüzde 50’sini alan AKP, ‘Barajlı d’Hondt’ sisteminin uygulandığı seçim yasasının birinci konumdaki partiye yüzde 15-20 oranında bahşettiği bonus sayesinde, meclisteki sandalyelerin yüzde 58’ine sahip olmuştur; bir diğer ifade ile CHP için verilmiş olan 454 bin oy, MHP için verilmiş olan 2 milyon 212 bin oy, HDP için verilmiş olan 12 bin oy ve Baraj altında kalanlara verilmiş olan 1 milyon 223 bin oy, yani toplamda 3 milyon 901 bin oy AKP’nin hesabına + yazılmış ve böylece AKP matematik olarak hak ettiği sayıdan 45 Milletvekili fazladan çıkarmıştır. Sandıklarda veya tutanaklarda yaşanan küçük bir olumsuzluk karşısında hemen tepki gösteren siyasal partilerimiz bu büyük ‘oy vurgunu’ karşısında nedense susuyorlar; anlaşılır şey değil” diye konuştu.

‘ADİ OY HIRSIZLIKLARI LEGAL HIRSIZLIKLAR YANINDA DEVEDE KULAK’
Değerlendirmesinde, 7 Haziran seçiminden sonra, ellerine altın fırsat geçtiği halde seçim yasasını düzeltmeyen muhalefet partilerini kınadığını kaydeden Prof. Ercan, “Seçim günü ‘Aman oylar çalınmasın, sandığa illegal oy girmesin, hile olmasın, listelerde yanlışlık yapılmasın’ diyerek sandık başlarında gecelere kadar çırpınan, didinen gönüllü gözlemciler, yaşlı hanımlar asıl büyük hırsızlığın seçim yasası aracılığı ile yapıldığını, bir seferde 3-4 milyon oyun birinci parti hesabına yazıldığını, adi oy hırsızlıklarının bu ‘legal hırsızlık’ yanında ‘devede kulak’ kaldığını ah bir bilseler herhalde çoktan havlu atarlardı. Ben bu adaletsizliği yıllardır anlattım durdum ama siyasi partiler nezdinde gerekli ilgiyi yaratamadım” dedi.

0 45

Bilindiği üzre Türkiye’deki seçim sonuçları konusunda yerli araştırma şirketleri çuvalladı. Öyle ki, AKP’nin bu denli başarılı olacağı parti kurmayları tarafından bile öngörülmüyordu. Oysa, seçim öncesinde Washington’da, AKP’nin yüzde 50 civarı oy alacağı ve bu bağlamda bundan sonra atılacak adımlar tartışılıyordu. İşte detaylar:

Evet, seçimlerden birkaç gün önce, CIA ile Gerge Washington Üniversitesi’nin ortaklığında “İstihbarat Mesleği ve Ahlakı” (Ethos and Profession of Intelligence) konulu bir konferans düzenlendi. Amerikan istihbarat çarkının en önemli aktörleri bu konferanstaydı; Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, CIA Başkanı John Brennan, CIA Başkan Yardımcısı David Cohen, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) yetkilisi Mike Rogers, Savunma İstihbarat Ajansı (DIA) Direktör Yardımcısı Doug Wise ve diğerleri…

JÖNTÜRK’ün edindiği bilgilere göre, 27 Ekim tarihinde yapılan bu konferansta, Türkiye’deki seçimler de gündeme geldi ve CIA tarafından yaptırılan, AKP’nin yüzde 50 oy alacağının öngörüldüğü araştırma sonucu tartışıldı (Belirlenmiş oturumlar dışında). ABD’nin istihbarat beyinleri, AKP’nin yüzde 50 oy alması ihtimaliyle neler yapılabileceğini ilişkin görüşlerini yönetime aktarma kararı aldılar.

..Ve bilindiği üzre Beyaz Saray’ın AKP’yi seçim zaferi için tebrik ettiği, buna karşın özellikle medyaya baskılar konusunda uyarıda bulunduğu haberi servis edildi.

Özellikle Türkiye’deki araştırma şirketlerinin dikkatlerine…

Kaynak: Jöntürk

4 57

*Bir çok yerde AKP’nin aldığı oy sayısı seçmen sayısından fazla çıkınca YSK seçim sonuç sistemini kapatmak zorunda kaldı.

*9 milyon kişi oy kullanmadı. Katılım 7 Haziran’da %86,41 iken 1 Kasım’da %83’e düştü.

*Ankara katliamında yaşamını yitirenleri 3 günde sayamadılar ama 3 saatte 50 milyon oy saydılar.

*Küçükçekmece’de 19 bin oy kaybı var HDP ve MHP’de, CHP’de 10 bin yükseliş. Geriye 9 bin oy kalırken AKP 47 bin artmış. İlginç değil mi?

secim hile4*Esenyurt’ta HDP ve MHP’de 18 bin kayıp var, CHP 9 bin, AKP 44 bin arttırmış. Beylikdüzü’nde MHP ve HDP’de sadece 2 binlik kayıp var, CHP 8 bin arttırırken AKP 17 bin arttırmış. Bu nasıl oluyor?

*Balıkesir Manyas da seçim sonucu çok anormal. CHP % 46 dan 32 puan kaybı ile %14 e düşüyor, AKP ise %34 den 34 puanlık artış ile % 68 e çıkmış.

*Hala sandıkları yeni teslim edenlerin haberleri gelirken kanallar %100 lük sonuç açıklayalı 1 saatten fazla oldu…

secim hile1

*Netice kesinlik kazanmamış, “Oy ve ötesi” müşahitleri 1000 üzerinde hile beyan ederken, ve YSK önü çuvallar dolusu oy dururken AKP iktidar.

*Biz çalınan oylar için yırtınırken muhalefetin durumu kabullenmesi moralimizi alt üst etti. Artık kime güveneceğiz?

sincik*Seçim Gecesi: YSK sayfa kapatıyor. CHA, sonuçları AA’dan alıyor (Anadolu Ajansı da sonuçları AKP Genel Merkezi’nden aldı-KNB-). Sonuçlar “benzersiz” bir hızla geliyor. Analizciler “normal” karşılıyor.

*Önceki seçime göre katılım %16 azalmış, mhp ve hdp’den azalan oy kadar CHP’nin oyu artmışken akp’nin oyu nasıl ekstradan 1 milyon artmış? İstanbul Bağcılar 3049 sayılı sandık tutanağı. Toplam geçerli oy sayısı 332. AKP oyu 341… Hilenin matematiği.

secim hile5*Tercih yok hile var.

*YSK’nin elektronik sayım bilgisayarları çökmüş…ONLAR BU MİLLET GİBİ KERİZ Mİ..!OY VERENDEN ÇOK SEÇMEN GİRDİN YEMEDİ BU KADAR BASİT

*Şüpheli plakasız araçlar, boş tutanağa imza atan sandık görevlileri, müşahitleri dövenler, evinde sandık kurup oy verenler.. seçimle değil seçsisle kazandılar.

*Oy ve Ötesi: Sonuçları 10 dakika önce teslim ettik, hangi ara sandıkların % 80’ini açtılar?

*Chp 500bin Akp 5milyon oy arttırıyor bunca kana ve soyguna rağmen ve siz adamlar iyi örgütleniyor abi analizinden başka analiz kasamıyorsunuz.

(Twitter’dan derlemedir)

0 34

Vücutlar bitkin, sinirler gergin, bir umutsuzluk bir yılgınlık. Yani doktor bey, “bööle içimden bişileer çekiliyomuş gibi oluyor…”

Aslında cici ülkemiz bugün de dünden farklı olmayan bir sabaha uyandı; zaten galiba bu aynılık artık sıkıcı olmaya başladı. Tekrarlayan sıkıcı şeyler, bir süre sonra strese dönüşür. Ağrı atakları başlar, gerginlik, boyunda tutulma, nefes daralması gibi semptomlar görülür.

Aman efendim yapmayın, sizin ilaçlık bir durumunuz yok. Sadece fazla kafaya takmışsınız. Böyle olunca, vücut ısınma yapmış, kalp damarları meme yapmış, yumuşak dokularınız aşırı yumuşamış, sert dokular taşlaşmış, ciltte solma başlamış.

Bir Avrupa kupalarında kura sonrası Beşiktaş taraftarı, bir de seçim sonrası ülkenin bir kısmı… Bu ikisinin stresine modern tıpta çare yok.

Modern tıpta olmayabilir ama doğal yollarla sakinleşmenin, “sedatif etkinin” türlü türlü çeşidi var. Kıymayın kendinize. Gelin hep beraber doğanın bize verdikleriyle sakinleşelim, her şey sevgiyle başlar, dünyamızı sevelim, kedi yavrularının şirinliğiyle sevindirik olalım. Kuşlar hala uçuyor, cır cır böcekleri tüm güçleriyle ötüyor, yaşam devam ediyor! Vuhuuuuuuuu!

Erik – erik kompostosu
Efenm potasyum ve demir zengini erik kardeşimiz, romatizma ve eklem ağrılarına iyi gelirken, mürdüm eriğinden yapılan komposto tam bir sinir giderici, sakinleştiricidir. Buz gibi bir erik kompostosu, seçim sonrası yılgınlığının doğal düşmanıdır.

Haşlanmış süt mısır ve mısır koçanını emmek
Her yönüyle mucize, adeta bir mutluluk iksiri. Doğanın çılgın bir sihirbaz olduğunun mutlak göstergesi! İnsan dişinin mısır taneleri arasına kararlı ve yumuşak girişiyle bedene yayılan gevşeme, dudakların koçana gömülerek ılık suyu emiklemesiyle ortamda havai fişekler patlatır, huzur ve mutluluk bedeninizden tüm evrene yayılır.

Muhalefet partisi (partileri) olsak dükkanı kapatıp mısır işine girerdik. Düşünün bizce bu işi, yeni kariyer şans getirir belki hem.

ListeList notu: Mısırın organik ve GDO’suz olması şart. Özellikle suyun emiklenmesi sürecinde, GDO’lu mısırdan verim alamazsınız. İki kuruşluk keyfiniz var, bozmayın o güzel ortamı.

Hurmalı dondurma
Hurma her ne kadar sadece ılımlı İslam’ın meyvesi gibi gözükse de aldırmayınız. Ne yani İslam alemi üzüm yemiyor mu? Siz hurmadan neden mahrum kalacakmışsınız ki. Dondurmanın o bilinen mutluluk verici etkisi, hurmanın huşu veren koruyucu özellikleriyle birleşince, ortaya tam bir “after seçim protector” (seçim sonrası koruyucusu) çıkıyor. Beta-karoten zengini hurmalı dondurma bir yandan zarar görmüş hücrelerinizi yenilerken, diğer taraftan serinliğiyle yaz sıcaklarına da birebir.

Buzlu nane çayı
Strese bağlı mide spazmlarından tutun, aniden saplanan baş ağrısına kadar hayli etkili ve egzotik havasıyla, doğal üyesi olduğumuz sahil kasabası habitatının havasını evimize taşıyacak bir tat. Kaynatıp hafif soğumaya bıraktığımız suya, delikli bir kepçeyle bastırdığımız taze nane yapraklarını 10 dakika demledikten sonra sudan çıkarıyoruz. Suyumuzun içine bir çubuk tarçın atıyor, içine iki yemek kaşığı bal karıştırıyor ve soğumaya bırakıyoruz. Soğuyan çaya limon dilimleri bırakıyor ve bir tülbentle süzerek pırıl pırıl nane çayımıza kavuşuyoruz. Balı az tutarak, çayın üzerine bitter çukulata da rendeleyebilirsiniz. Artık keyfinize göre nasıl isterseniz. Resimdeki gibi bir sunumla, seçimin görsel kirliliğinden de sıyrılmış olacaksınız.

Mutluluğun formülü çok açık bir sen, bir lavanta, bir de papatya
Lavanta ve papatya çiçekleri o duru güzellikleriyle üzerinizdeki tüm gerginliği zaten çekip alacak. Bir de çaylarının etkisini hesap edin. Tıpkı nane çayı gibi demleyeceğiniz bu formülün tek farkı sıcak içilmesi. Böylece lavantanın o narin yağı da vücudunuza çabucak karışacak ve kaslarınızı gevşeterek, bünyenize harika bir temizlik hissi verecek. Papatyanın sakinleştirici etkisi de cabası. Valla düşününce bile insan kendini cumbaba ya da first lady gibi hissediyor, öylesine müthiş bi tarif.

Karpuz şov
Yapımından tadımına insanı baştan çıkaran bir haz. Öncelikle karpuzunuzu kendiniz seçmelisiniz. Kucakladığınız bu dev lezzet mucizesinin totosuna şöyle avucunuzla sağlamca güb güb diye bir ekleştirin. Bakınız daha şimdiden bir gevşeme geldi, kan dolaşımı düzenlendi. Adrenalin dostum, karpuza vurdukça adrenalin basıyor beynin, tüm sebebi bu. Gerisi çocuk oyuncağı, artık her yerde bulunabilen dondurma kalıplarına karpuzun çekirdeksiz kısımlarına basıp, buzluğa kaldırıyorsun. Sonrası tam bir “ya ya ye coco jambo ya ya ye” etkisi. Deneyin, siz buna değersiniz.

Biberiye yağı
Stresten kendinizi alkole mi verdiniz? Yapmayın, yapacaksanız da arkadaşlarınızla yapın, hatta gelin beraber demlenelim; birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde, asla yalnız içmeyiniz. Diyelim ki içtiniz, karaciğer enzimlerinin yerine gelmesi için biberiye yağı tam da ihtiyacınız olan şey. Ayrıca alkol sonrası kafayı toparlamak için ve konsantrasyon artırıcı özelliğiyle çay olarak da tüketebilirsiniz.

Bonus: 1 saatlik meditasyon etkili musiki

Bonus 2: Erol Evgin

Tüm bunlardan sonra öylesine pamuk gibi bir insan olacaksınız ki, galaksinin en rahat adamı Erol Evgin bile size imrenecek.

Bir tanem söyle canım ne istersen iste benden, istersen geçsin hayat bayramlarla, seyranlarla, istersen gelsin bahar sümbüllerle, salkımlarla, istersen dönsün dünya cümbüşlerle, çalgılarla…

Umut hepimizle olsun! :)

Apartma: Listelist

0 38

1 Kasım seçimlerinde sonuçlar gelmeye devam ederken, CHP PM Üyesi Sera Kadıgil, YSK’nin sistemine girilen sayılmış oyların henüz yüzde 35 olduğunu söyledi.

Twitter hesabından açıklamalarda bulunan Kadıgil, “AA ve Cihan gibi ajanslar sandık tutanakları YSK’ya ulaşıp resmen girilmeden foto, sözlü bilgi vs ile elde edilen sonuçları da paylaşmaktadır. YSK’ya girişler genelde daha yavaş olur. Ancak verilen sandık açılma yüzdelerinin (%80 vb) reel olma ihtimali de yok şu an” ifadelerini kullandı.

“Sonuç parlak değil” diyen Kadıgil, “Ancak ortada ciddi bir manipülasyon da var. Durum bundan ibaret” şeklinde konuştu.

İl il seçim hileleri listesi için tıklayınız.

10 90

Seçim sonuçları tuhaftı.AKP bir çok yerde 10 ile 20 puan arasında artış gösterdi.Mesela Ahmet Davutoğlu’nun Van mitingi bomboş iken AKP bu kentte oylarını 10 puan arttırdı.Yine işçi kenti Zonguldak’ta 10 puan fark çıktı.Chp’nin kalesi Tekirdağ’da 6 puan artış da dikkat çekiyor.Suruç katliamının yaşandığı Şanlıurfa’daki 16 puanlık artış daha da acayip. Keza Bingöl’deki 17 puanlık artış da öyle.Seçim sonuçlarındaki bu tuhaflığı il il araştırdık.Tablo bu:

TABLO1Kaynak: Gazeteport

1 38

Amasya’nın Göynücek ilçesi Belediye Başkanı Kemal Şahin, seçimlere saatler kala Facebook hesabı üzerinden mühürlenmiş haldeki güncel oy pusulasının fotoğrafını paylaştı. “Oyumuzu kullandık hayırlı olsun” şeklindeki paylaşımı gören MHP Amasya milletvekili adayı Mehmet Sarı ile CHP Amasya İl Başkanı Hüseyin Duran, suç duyurusunda bulundu.

MHP adayı Mehmet Sarı, “Bir de baktık ki güncel oy pusulasını mühürlemiş ve paylaşmış. Üzerine de ‘Oyumuzu kullandık hayırlı olsun’ diye yazmış. Baktım ki yeni oy pusulası. Adaylar yeni, pusula yeni, sıralama yeni, yani her şey yeni” dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video/401225/Skandal___AKP_liler_oylari_gece_01_15_te_kullanmaya_basladi_.html (gece 01:15)

“BUNLARIN BÖYLE BİR KEPAZELİK YAPACAĞINI DÜŞÜNMÜYORDUK”

Belediye Başkanı Kemal Şahin’i uzun yıllardır tanıdığını söyleyen MHP’li Mehmet Sarı, “Olayın ne olduğunu sordum, O da bana ‘Sayın başkanım kaldırdım, kaldırdım’ dedi. Dedim Kemal bey, hemen panikliyorsun dedim. O da bana şaka yaptığını söyledi. Ya arkadaş bu işin şakası mı olur. Pusulayı nereden aldığını sordum. O da bana internetten indirdiğini söyledi. Tekrar şaka yaptığını söyledi ve konuyu uzattığımı söyledi. Ben de ona yazıklar olsun, bu oy pusulaları senin evinde mi diye sordum. Biz 7 Haziran seçimlerinde 600 oyla kaybettik. Neyin ne olduğu belli oldu. Tabi ki biz bunların böyle bir kepazelik yapacağını düşünmüyorduk. Ne kadar heyecanlılarsa, ne kadar korku sardıysa geceden ise başlamışlar. Bizim korkumuz şudur; bu tavır muhtemelen başka yerlerde de sergilenecektir. Bu hırsızlığı yapacak arkadaşları uyarıyoruz. Bu milletin vebali sizi boğar. Biz hem hukuki hakkımızı kullanacağız, hem de Allah’a bunları havale edeceğiz. Bizler bu konuda suç duyurusu yaptık” diye konuştu.

“BELEDİYE BAŞKANI HEM KENDİ PARTİSİNE HEM AMASYA HALKINA İHANET ETMEKTEDİR”

Aynı kişi hakkında suç durusunda bulunan CHP Amasya İl Başkanı Hüseyin Duran ise, “Daha seçime girmeden, vatandaşın namusu olan oylar bir gün önceden sosyal medyada dolaşmaya başladı. Biz de buna binaen suç duyurusunda bulunmaya geldik. Oy bizim için namustur. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler Amasya halkının namusunu yere düşürmeyeceğiz. Hele hele bunu yapan bir belediye başkanı hem kendi partisine hem Amasya halkına ihanet etmektedir. Bu yanlıştan sorumlu olan herkesin mutlaka cezalandırılmasını istiyoruz. Hangi siyasi görüşte olursa olsun bunca insanın emeğini çalmaya hakkı yoktur. Bu ülke ne olursa olsun mutlaka namuslular tarafından yönetilecektir. Zaten Amasya bıçak sırtında olan bir şehrimiz. Bizler milletimizin oylarının bekçisiyiz” şeklinde konuştu.

0 34
dsc01044

-Müşahitlik için sandıkların kapanmasını, oy sayımına geçilmesini beklemeyin. AKP seçim hilelerine seçim gününden çok önce başlıyor. Oy kullanmanın başladığı andan itibaren gözlemci olarak bulunun.

-AKP ‘kumanya’ adı altında sandık kurulundaki birkaç kişiye beyaz kağıt torbalar gönderiyor. O torbalarla dışarıdan içeri veya içeriden dışarı seçimle ilgili materyal sokulup çıkartılmadığından emin olun.

-Sandık kurulundan bazıları, tuvalete gitmek için izin isteyince beyaz kumanya torbalarından birkaçını da yanında götürmek isteyecektir. Sebebini bulun.

-Gözlemci olarak bulunduğunuz sınıftan zorunlu ihtiyaçlar için çıkarken yerinize mutlaka güvendiğiniz birini bırakın.

-AKP’liler birbirini tanımak için bazı işaretler kullanacaktır. Beyaz rozet, yakada turuncu kalem vs. Gözlemleyin.

-Sandık kurulunda boş pusula çalma işlemini yapacak türbanlı dangalağı ayırt etmesi kolaydır. Asıl büyük hileyi yapacak olan sandık kurulunda en ‘canhıraş’ şekilde ‘görevimizi yapıyoruz kardeşim’ modunda olan sakalsız erkektir. Onu gözden kaçırmayın.

-O en ‘canhıraş’ olan, otururken kakası gelmiş gibi sıkıntılı, ayaktayken hiperaktif, enerjiktir. İzlemeye alın.

-Polisler oy kullandiktan sonra 142 belgelerini vermek zorundalar. Vermeyen polisler başka yerde mükerrer oy kullanacak demektir. Tutanak tutturun.

-Gündüz vakti gözlemci olarak bulunduğunuz sürece güneş gözlüğünüzü takın. Kime gözünüzü dikip izlediğinizi çaktırmayın.

-Her okulda mutlaka CHP’li avukatlar olacaktır ama onları genelde dışarıda çay, sigara içerken bulabilirsiniz. Usulsüzlük yakaladığınızda sınıfı terketmeden sırada bekleyenlerden yardım isteyin. Avukatları çağırtıp tutanak tutturun.

-Yakaladığınız usulsüzlük için mutlaka şahitleriniz olsun. ‘Bakın gördünüz mü’ diye bağırarak herkesin dikkatini o şahsın üzerine çekin. Şahitlerin isimlerini de kaydedin.

-Usulsüzlük tutanağının resmini çekin. Kendi adınızı, kimlik bilgilerinizi kapatarak twitter’a gönderin.

-Yakaladığınız AKP’li ortalık yerde size çemkirecek, hatta tehdit edecektir. Dinlese bile söylediklerinii anlamayacaktır, muhatap almayın, kurul başkanı ve diğer kurul üyelerine hitap edin.

-Özellikle muhalif partilerin güçlü olduğu bölgelerde, gözlemcilik yaptığınız okullarda kağıt yanığı kokusu duyacaksınız. Kokunun ve dumanın nereden geldiğini, ne yakıldığını bulun, avukatlarla tutanak tutun, yakılan oy pusulasıysa mutlaka resmini çekin.

-Hukuki yardım için Türkiye Barolar Birliği Seçim Güvenliği Merkezi’ne başvurun.

baroŞikayet-itiraz dileçkesi örneği burada. Oy vermeye gitmeden önce evde çıktı almakta fayda var (büyütmek için resme tıklayın).

dilekce

NOT: Resimde gördüğünüz türbanlı kadını Mart 2014 Belediye seçimlerinde, Kadıköy Feridun Tümer Lisesi’nde, henüz oy kullanma safhasında, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için basılan beyaz boş oy pusularından 30 kadarını kıvırıp pardesü yakasından içeri sallarken yakaladım. Gereğini yaptım.

Tüm gözlemcilere kolay gelsin.

 

0 38

Y-CHP’nin Büyük Projesi HDP’nin Barajı Geçmesidir
Cemil CAN

Çoğunluk yönetimini esas alan “demokrasi”nin, en karakteristik özelliği azınlık haklarını güvenceye almasıdır…

Aksi halde demokrasi, “ayak takımının yönetimi”ne dönüşür!!..

Hiç kuşku yok ki, “azınlık hakları”nın başında çoğunluğun düşüncesine karşı olan düşünceleri açıklamak ve çoğunluğun düşüncesini eleştirmek gelir…

Gelişmiş demokratik sistemler, çok partililiği esas alırlar…

Çok partili parlamenter sistemlerde, azınlıkta kalan düşünceyi, muhalefet partileri seslendirirler…

Muhalefet partilerinin de kendi içlerinde demokrasiyi işlemeleri gerekir.

Buna kısaca “parti içi demokrasi” diyoruz…

Muhalefet partileri parti içi demokrasiyi işletemezlerse, ülke çapında demokrasi mücadelesi verme iddialarına bağlı olarak inandırıcılıklarını da kaybederler.

Kendi tabanına demokrat olmayanın, kendinden olmayana demokrat davranacağını söylemesi, ciddiye alınmaz!..

Bu çerçeveden bakıldığında; iktidara olduğu gibi muhalefet için de en gerekli olan yine muhalefettir!..

Siyasi partiler, parti içi muhalefetle dinamizm kazanıp yörüngelerinde durabilirler…

Muhalefet; asla bozgunculuk ve yıkıcılık değildir…

Bu yüzden, CHP’nin en çok kendi içerisinden eleştirilmeye ihtiyacı var.

Aksi halde Atatürk’ün partisi, bugün olduğu gibi Dersimli Kemal’in borazanı haline gelir!..

Bu nedenle, iktidarı karşısına alan muhalifler, aynı zamanda muhalefete de muhalefet yapmakla, çok ağır ve soylu bir görevi yerine getiriyorlar…

Onlara kızıp alınganlık gösterenler, takıp tutar gibi parti tutan fanatiklerdir!..

Çok fazla ciddiye almamak gerekir…

***

Y-CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, seçimlere 2 hafta kala yine Habertürk TV’de gazetecilerin sorularını yanıtlamış!..

Dersimli Kemal, seçimlere parti olarak girme kararı alan HDP’ye desteğini bir kez daha açıklamış…

“HDP barajı aşmalı” dedi.

Kemal Efendi, iktidar olmaları durumunda “açılım”ı sürdürecekleri sözünü de verdi. (1)

CHP Programı ve Tüzüğüne açıkça aykırı olan bu beyanlardan anlaşılmaktadır ki, CHP 2015 genel seçimlerine girmeyecek!?..

Yeni CHP ise, Kürt milliyetçiliği üzerinden siyaset yapan bölücü PKK’nın uzantısı HDP’nin, Meclis’e girmesi için çaba harcıyor…

Neredeyse seferberlik ilan edecek!

Dersimli Kemal’in bir Amerikan projesi olduğu buradan da belli oluyor…

Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk ve arkadaşlarının partisini ele geçirdi bir kere.

İşgalciler Altı Ok’a inanmıyor ama siyaseti CHP tabelası altında yapıyorlar…

Denebilir ki, iktidar Allah ile ana muhalefet ise Atatürk ile aldatıyor…

Geriye bir tek yurtsever komutanların kuvayi milliyeci örgütü Vatan Partisi kalıyor…

Hal böyle olunca Dersimli Kemal’in HDP’sine değil, Atatürkçülerin Vatan Partisi’ne barajı atlatmak görev olarak önümüze geliyor…

***

Emperyalistler her cepheden hamle üzerine hamle yapıyor.

Bunların başında, doğrudan AKP’ye oy verme çağrısı geliyor…

İkinci hamle, HDP’ye baraj atlatmak için yapılan ahmakça propagandadır.

Üçüncüsü “oyları bölmeyelim” tuzağına düşmek.

Dördüncüsü Y-CHP dışında başka seçenekleri denemeyi, AKP’ye yarayacak hamleler olarak ilan etmektir.

Çok açık olarak ortaya çıktı ki, Kılıçdaroğlu CHP’nin başına CHP’yi iktidar yapması için getirilmemiştir…

Onun görevi: CHP tabanını, “Yeni CHP”ye dönüştürerek yüzde 25 barajında tutmak ve başka arayışları engellemektir…

Nitekim geçen hafta Dersimli, 2011 seçimlerinden daha az oy alması halinde, kendisini “başarısız” kabul edeceğini ve çekileceğini söyledi…(2)

Kılıçdaroğlu, başarı çıtasını iktidara gelme olarak belirlememiştir…

“Proje adamı” olduğu buradan da bellidir!

Hedefini bir önceki seçimlerde yaşattığı başarısızlık olarak belirlemiş bir liderdir!..

Sanki iktidardı da, şimdi bir miktar yıpranmış olmayı normal kabul etmemizi istiyor…

Oysa CHP’liler iktidar olmak için çırpınıyorlar…

Dersimli ise, kendi başarısızlığı ile yarışarak havanda su dövüyor…

Bu nedenle de AKP için kolay lokma oluyor!..

Av. Cemil Can

DİPNOTLAR:

(1) http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/kilicdaroglu-hdp-ye-destek-verdi-hdp-baraji-asmali-h61389.html

(2) http://www.internethaber.com/2015-genel-secimleri-oncesi-kilicdaroglundan-istifa-itirafi-788279h.htm

1 100

Savaş KARA
Yazacaklarımın, nasıl biri tarafından yazıldığını anlayabilmeniz için; kendimi tanıtmalıyım. 1951 doğumlu ve Öğretmen Okulu 1969 mezunuyum.
Okulu bitirdiğimde; “ilkokul öğretmeni” sıfatına sahiptim. O yıllarda, Ecevit henüz iktidara gelmediği için; meslek okulu mezunları sadece; meslekleriyle ilgili yüksek okullara gidebiliyorlardı. Bir meslek okulunu bitiren kişinin, mesleği dışında başka bir yüksek öğrenim görebilmesi için; lise fark dersleri imtihanlarına girmesi ve “Lise mezunu” sayılmaları gerekiyordu.

Gençler bilmez, bilsinler diye yazayım: 1974 Ecevit-Erbakan Hükümeti döneminde; üç yıllık meslek okulları, dört yıllığa çevrildiler ve adları “meslek lisesi” olarak değiştirildi. Böylece; meslek dışı bir yüksek öğrenime gitme hakkı doğdu.

Yani, Öğretmen Okulu; Öğretmen Lisesi, İmam-Hatip Okulu; İmam-Hatip Lisesi, Sağlık Koleji; Sağlık Meslek Lisesi, Sanat Okulu; Endüstri Meslek Lisesi oldu… Demek istiyorum ki, bugün, İmam vali, kaymakam, hakim ve savcıya sahipseniz; bunu Ecevit’e borçlusunuz…

Bu durumda, benim gidebileceğim tek okul vardı: Branş öğretmeni yetiştiren Eğitim Enstitüleri…
Ben de; bir E.E’nin Fizik Kimya Biyoloji bölümünü kazandım. Mezun oluncaya kadar, gerek aileden, gerekse aldığım eğitim gereği; belli bir fikir yapım oluşmuştu. Dolayısiyle; gittiğim E.E’de devrimciler arasına katıldım.

İlk yıl içinde; sokak hareketlerini kontrol eden komitenin içine girdim. Aaa!! bir de ne göreyim: kendi aralarında; Çinci-Rusçu çatışması var. Ne yani; emperyalist olan, sadece ABD miydi? S.S.C.B’deki, Doğu Türkistan’daki Türklerden haberim vardı. Ben; “Musul ve Kerkük’te Türk mü var?” diyen; T.C.nin Bakanı gibi cahil değildim. Bu durum; bana ters. Hemen kendime yol verdim: “Ne Amerika, ne Rusya, ne de Çin; her şey Türklük için.” ve “En büyük Türk; Atatürk” diyen gruba…

Okul bitti ve ben; Van İmam-Hatip Okulu’na atandım. Orada, arkadaşlarla birlikte; Ülkü Ocaklarını, ÜLKÜ-BİR’i kurduk. Yönetim kuruluna; Vanlı arkadaşları koymuştuk. Ben Denetleme Kurulundaydım.

1975 Yılında; Van İmam-Hatip Lisesi’nden ayrılıp; bulunduğum köye geldim. O zamanlar bu köy; nahiye merkezi idi. Yani “Nahiye Müdürü” denen memur da tanıdım. Bir yıl çalıştıktan sonra müdürüm bana Md. Yard.lığı teklif etti. Kabul ettim ve Md.Yard. oldum. İşin tuhafı;Müdürüm sol görüşlüydü, iyi mi!..

Daha sonraları; Müdür Vekilliği, res’en atandığım Okul Müdürlüğü… 1986 yılında “İdarecilik” ahlâkıma uymadığı için istifa ve aynı Orta Okulda öğretmenliğe devam. Ta ki; 1999 yılına kadar.

1999 Yılı’nda, beş yıllık bir memurumuza; yazılı emirle değil, tel emriyle “yasa dışı” emir verilmesi, bu emri yerine getirmezse sürüleceği v.s.
Bu baskıya dayanamayan memurun; stres sebebiyle beyin kanaması geçirerek vefat etmesi…

Hayatı boyunca; yasa dışı iş yapmayan bana bu durum dokundu. İlgililer hakkında; şikayetlerde bulundum. Bunu yapanın üstü görmezden geliyor vs. iş; İlçe M.Eğ. Md, Kaymakam, İl M.Eğ Md ve Valiye kadar uzadı. Her taraf; kör ve sağır… Hem; MEB’na, hem de İçişleri Bakanlığına belgelerle dilekçe.
İle müfettiş yağdı. Saydığım dört makamdan; kimisi emekliliğini istedi, kimi de; başka illere gittiler. Yani; toz oldular. İyi de beni de toz ettiler.

Bir gün, bir müfettiş hakkımda 11-12 başlık altında iddialar olduğunu söyledi. Sadece biri doğru: “Ücretli girdiği dersleri bırakmak.” Bunun da sebebi vardı ve sebep de; İlköğretim müfettişleri idi.

Hikayesi uzun. Yani; 1999 yılında; bir yıl önce takdirname almış olmama rağmen, 24 yıldır bulunduğum okuldan sürüldüm. Sebep: rüzgara karşı işemek.
Konuyu İdare Mahkemesine taşıdım. Siz sanıyorsunuz ki; “İddia makamı; iddiasını ıspatlamak zorundadır.” Yok böyle bir şey!…

Netice: İdare Mahkemesi “Yürütmeyi durdurma” talebimi reddeti. Böylece ben de; Pazartesi sabahı saat 04’te başlayan 180 km ötedeki görev yerinde, göreve başlama, okul dağılınca; Buharkent’e, o gece orada, oradan sabah 05’te kalkış, 7.30 görev başında olma, akşama Buharkent’e geri dönüş… Hafta içi hep böyle… Cuma günü de; 180 km. eve dönüş. Bu aylarca böyle gitti. ve yürütmeyi durdurma talebi de reddedilince ver elini emeklilik.

Türkçesi: “Müesses nizam; yargısı ve bürokrasisiyle ırzıma geçti.” Daha o zamanlar; AK-HUKUK yoktu, ama; “haklı”nın değil; “güçlü”nün hukuku vardı…
Memuriyet hayatım özetle böyle.

“Memuriyet” deyince aklıma geldi: 28 yıl memurluk yaptım, lâf aramızda, en çok da memurlara sövdüm. Hele bir sor niye sövdüm. Memur dediğin; vatandaşın hizmetçisidir ve ona göre hareket etmelidir. Gerçek nedir: memur; padişah vekili, vatandaş ise; reaya!…
**
Şimdi gelelim oy tarihime:
Fikrime yakın MHP’ye ilk oyumu 1973 de verdim. Bulunduğum köyde ise 1977 de oy kullandım. Köyde üç sandık: MHP’ye ise; BİR OY!… Yani, demek istiyorum ki; ben inandığım partiye oy veririm. Çöpe gider, barajı aşamaz, % 0,1 lerde kalır, umurumda değildir. 1999 yılına kadar; MHP’nin girdiği her seçimde; oyum oraya oldu. Ta ki; 1999 daki seçimle; Bahçeli MHP’si 57. Hükümet’e ortak oluncaya kadar.

Aman, ne icraatlar ne icraatlar… Daha ortalıkta; AKP yok. Hele hele, Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz’ün “Bari Telekomu satmayalım.” demesinden sonra başına gelenler… Kendi kendime dedim ki: Bahçeli MHP’si “milliyetçi” ise; ben O.. çocuğuyum. Ve MHP’ye son oyum o oldu.

Pek Milliyetçi Bahçeli MHP’sini, daha sonraları muhalefette iken de takip ettim: Aman ne “tüy dikme”ler… 99 dan beri; meclisteki partilerden hiç birine oy vermedim. Oyumu kullandım yine de…

Mazereti sebebiyle olanlar hariç; oy kullanmayanları “yaratık” olarak görürüm. Vatandaş olmadıkları için; ülkeyle ilgili hiç bir konuda konuşma hakları yoktur, inancındayım. Bunu diyen ben; CB seçiminde, ilk defa; oy kullanmadım, iyi mi?
Bakınız; muhalefetin “majestelerinin muhalefeti” olmadığı bir ülkede, AKP gibi bir parti; 3. seçimini kazanamazdı. Sayelerinde; 4.yü de kazanacak.

Muhalefet (!) CB adayı olarak Ekmeleddin’i aday gösterince bunu kendime hakaret olarak gördüm. Bana, resmen; “Seni salak yerine koyuyoruz.” dediklerini anladım. Ekmelleddin’i aday göstermek; “Tayyip CB olsun.” demenin; Arapça’sıydı. Ya da; ben salaklığımdan öyle anladım. 16 yıldır meclisteki partilere oy vermemekte ne kadar haklıymışım. Aklımı seveyim…

Bir insan; muz kabuğuna basar ve düşer. Bu hatadır. Bu birkaç defa tekrar ederse, buna Türkçe’de sadece “….” denir.
Umarım beni tanıdınız.

“Savaş Abi, CHP’ye oy verelim. Oylar bölünmesin” diyen bir avukatla tartışıyoruz. Baykal CHP’sinden başlayıp, Dersimli Kemal’in CHP’sinden de bir sürü lâf ettikten sonra, avukata dedim ki: “AKP’nin ‘BOP Eşbaşkanı’ var. Bunun dışında, AKP ile CHP arasında bir tek fark söyle, oyumu CHP’ye vereyim.” Avukattan tık yok!… Ağzını açsa; bir torba daha lâf söyleyeceğim. Son olarak dedim ki: “Oyunu CHP’ye vererek; AKP’nin oyunu bölme, emi!…”

Yine, MHP üyesi eski öğrencilerimden biriyle tartışıyoruz. 57. Hükümetteki Pek Milliyetçi Bahçeli MHP’sinden başladım, muhalefetteki “tüy dikmeleri”nden devam ettim. Bu seçimdeki adaylarından da söz ettim. Anlattım, anlattım… Tık yok!… Benim; Van geçmişimi, köyde ilk MHP’ye oy veren olduğumu, meslek hayatımı, özel hayatımı, her şeyimi biliyor. Beni malını/canını/ırzını tereddütsüz teslim edecek kadar tanıyor.

Devam ediyorum: “Ne Amerika, ne Rusya, ne de Çin, her şey; Türklük için” diyenler, “En büyük Türk; Atatürk.” diyenler nerede? Pek Milliyetçi Bahçeli; teşkilata “Atatürk adını ağzınıza almayın, çarpılırsınız.” diye bir emir mi verdi de; hiç birinizin ağzından; ATATÜRK çıkmaz?…

Devam ettim: “O ne öyle; tekbirler mekbirler?…
Hırant Dink’i, rahipleri öldürenler; tekbirci.
Madımakta diri diri insan yakanlar; tekbirci.
Domuz bağıyla insan öldüren Hizbullahçılar; tekbirci.
Talibanlar; tekbirci.
Kadın, çoluk çocuk demeden bir sürü müslümanı katleden IŞİDçiler; tekbirci. Devletine isyan eden; ÖSO’cular; tekbirci.
Libya’da devletine isyan eden ve birbirini kıranlar; tekbirci.
Şeriatçı Çeçenler; tekbirci,.
Afrika’da her boku yiyen BOKO-HARAMcılar; tekbirci…
Yahu; sizin bunlardan farkınız ne? Cevap: “benim de kafama takılmıyor değil.”

Evet, diyebileceğinin hepsi bu oldu. Avukat nasıl CHP’ye oy verecekse, bu da; MHP’ye oy verecek.

7 Haziran’dan sonra, yine önceden yaptıkları gibi “ellerine sövecekler.” Hiç bir el; kendiliğinden şu veya bu partiye mühür basmaz. Bunu; ona yaptıran yer vardır. Be adam; bari oraya söv.

Bir lâf vardır: “Allah, helâk edeceği toplumların önce aklını alırmış.” Demek ki; bunlar mecburiyetten ellerine sövüyorlar…

Fasibel (Fatma Sibel Yüksek) diye biri: “Vatan Partisi Tayyip projesidir” deyip duruyor…

Madem ki öyle: VP işgal edilen adalara dikkat çekmek için, işgal altındaki bir adaya yüzme programı yaptı. Didim Taşburun mevkii ile Mavişehir Mah. arası sahil, dağ taş jandarma doldu ve engellendi. Ulusal Kanal ve Aydınlık’tan başka hiç bir yerde haber olmadı. O hafta sonu Kuşadası’nda, yine “işgal edilen adalar” konulu miting yapıldı. Medyada tık yok.

Daha sonra; VP Aydın adayı Hasan Attila Uğur, ekibiyle Bozdoğan’da seçim çalışması yaparken; baltalı ve sopalı saldırıya uğradı. ODATV’den başka, hiç bir yerde haber olmadı. Hadi; havuz medyasını, Doğan grubunu anladık da, “muhalif” olduğu iddia edilen Sözcü’de, Yeniçağ’da niye haber olmadı? VP madem ki; “proje” partisi; bari havuz medyasının pohpohlaması gerekmiyor mu? Madem öyle, Tayyip’in gideceği her yerde, niye önceden TGB’lileri gözaltına alıyorlar?

Allah var, Sözcü’de; Yılmaz Özdil, Rahmi Turan, Mehmet Türker, dolaylı olarak; Soner Yalçın VP’yi yazdılar, ama; haber olarak hiç yayınlamadılar. Niye?…
Öyle bir uygulama var ki; Türkiye’de VP diye bir parti yok!… “Hayret bir şey” değil; emperyalizmin işine gelmiyor. Emperyalizm/küresel sermaye ve yerli işbirlikçileri açısından; AKP, CHP, MHP hiç fark etmiyor da ondan. Sadece bunları ve bölücü HDPyi görüyorlar.

Ben, VP’lileri; İsviçre’de, Silivri kapılarında, Sivri mahkemelerinde, Gezi’de, Cumhuriyet yürüyüşlerinde, Anıtkabir’de gördüm, tanıyorum.
Oyum: Vatan Partisine…

Şayet, meclise gelirler ve adam gibi muhalefet olmazlarsa; sonraki seçimde oyumu çekerim. “…mış gibi yapıyor” olmayı kabul edemem.
“Bağımsızlık; karakterimdir.” M .Kemal Atatürk.

0 48

Ahmet TAKAN

Her türlü devlet imkânlarını pişkince parti menfaatine seferber eden iktidarın 7 Haziran gecesine de çok özel (!) hazırlıkları var.

SESİK’ten Ankara kulislerine sızan iddiaları okumadan önce, 30 Mart 2015 akşamı ve gecesi yaşananları, sonradan ortaya dökülen fotoğrafların bir kez daha gözlerinizin önünde canlanmasını isterim. Hani şu ajanslar arasında geçilen partilerin oy sonuçlarındaki büyük tutarsızlıklarını… Ve de malum ajansın genel müdürünün parti yetkilisi gibi sabaha kadar AKP Genel Merkezinde nöbette kalması gibi..

Gelelim SESİK’ten sızan iddialara;

-Beşir Hoca, seçimlerin yine malum devlet ajansının üzerinden takip edilmesine karar vermiş. Bu bağlamda alınan paralel kararlar da şöyle;

-Malum ajansın televizyonları ve internet sitelerini seçim aboneliği yaparken fiyatları düşük tutarak abone sayısını artırması,

-Bir üniversitenin teknokentinde 8 aydır çalışma yürüten ekibin seçim sonuçlarını girmesi,

-Seçimle ilgili tüm çalışmaların SESİK tarafından takibi ve bu birimin yetkili kılınması,

-Seçim günü için 20 milyon lira genel merkezden bütçe ayrılması (geçen sene 10 milyon liraydı).

Peki, AKP seçim günü malum ajans ile nasıl çalışacakmış?..

-Malum ajansın seçim merkezi AKP’nin 4. katı olarak belirlenmiş. Burada, Mustafa Şentop ve YSK’da daha önce SEÇSİS’i kuran SAĞLAM biri de var. AKP ile malum ajans arasında taşeron bir şirket üzerinden anlaşma yapılmış.

-Üniversite teknokentinde geliştirilen yazılım sayesinde sandık sonuçları optimal olarak istenildiğinde şişirilerek verilebilinecek.

-7 Haziran günü ilk olarak Doğu ve Güneydoğu’da sandıklar açıldığı için HDP’nin oyları yüksek çıkabiliyor. Bunun önüne geçmek için İstanbul’daki özel bir ekip, geçen yıl olduğu gibi Bağcılar, Esenler ve Ümraniye’deki AKP oylarının yoğun olduğu mahallelerdeki okulların sonuçlarını 2011 seçim verilerini kullanarak sisteme girecekmiş.

Böylelikle seçim yasağının kalkacağı saatten itibaren AKP oyları yüzde 70’lerde gösterilecekmiş.

-Önceden düşük fiyatla abone yapılan televizyonlar ve internetler de malum ajans, yani AKP teşkilat/kadın ve gençlik kollarının ilettiği verileri yansıtacak.

-Gece 24.00’lere kadar AKP oylarının yüzde 50’nin altına düşmemesi talimatı verilmiş. Ondan sonra ise en fazla yüzde 46’da kalması istenilmiş.

-Bir de eğer HDP barajı geçecek olur ise Doğu-Güneydoğu’da bazı bölgelerde sandık sonuçlarının girilmemesi ve yüzde yüze tamamlanmaması istenilmiş.

-Böylelikle, istenilen yerde itirazların yapılabilinmesi, istenilen yerde hileye rağmen sandık sonuçları kesin hükmünün verilebilinmesi kararlaştırılmış.

-Süleyman Soylu’ya da her türlü algı operasyonunu sosyal medya üzerinden yapma görevi verilmiş.

-Tüm bunlar için, AKP genel merkezi, malum ajansın Tandoğan’daki yeri ve Erdoğan’ın seçim kara kutusu Mustafa Ataş’a bağlı İstanbul’daki bir ofiste üç farklı kozmik bürolar oluşturulmuş. Buraya özel kimseler dışında hiç kimse alınmıyormuş.

-Ajansın Genel Müdürüyle İstanbul’daki bu manipülasyon ekibi arasında kırmızı hat kurulduğu da iddia ediliyor.

-Sahadaki AKP’li elemanlar da partinin yüksek olduğu sandık sonuçlarını önceden vermeleri konusunda eğitildi. Bu yöntemle sandık başındaki muhalefet görevlilerinin motivasyonu düşürülüp, sandıkları erkenden terk etmeleri sağlanıyor.

Peki illerde nasıl çalışılacak?..

-AKP teşkilatları, kadın ve gençlik kolları ile AKP’li belediyelerde çalışan taşeron işçiler, malum ajans mensubu görünümlü AKP’nin kozmik seçim bürolarında çalışacak.

-Bu kişiler sandık başlarında verileri sisteme girerken özellikle küçük partilerin oylarını AKP’ye yazacaklarmış.

-MHP ve CHP’nin sandık sonuçlarının yüksek çıktığı yerleri sisteme girmeyeceklermiş.

-Memur-Sen/Eğitim-Birsen üzerinden atanan sandık başkanları aracılığıyla sandık kontrolü sağlanmaya çalışılacakmış.

Anlayacağınız; AKP sandığı esir almak için her yolu deneyecek. 7 Haziran gecesi de oldukça gerilimli geçecek. MHP ve CHP’nin sandık müşahitlerinin sandıklardan uzaklaştırılması için her türlü yol mubah olacak!.. Seçimin kaderini belirleyecek bu iki partinin sandık başında ve sonrasında azami özen göstermesi gerekiyor. SESİK’te, son anda ittifak yapan SP ve BBP’nin millî ittifak oyları da sandık girişi yapılırken AKP’ye yazılacağı konuşuluyor.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

 

 

0 70

Tayyip Erdoğan’a yönelik “Seni başkan yaptırmayacağız” sözleriyle bazı hükümet karşıtlarının kahramanı haline gelen Selahattin Demirtaş, gün geçmesin ki, bu vatandaşların gönlünde kurduğu tahtı sağlamlaştırmasın.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce Erdoğan’a “Seni Cumhurbaşkanı yaptırmayacağız” benzeri çıkışlar yapan HDP’li vekiller, Cumhurbaşkanlığı yemin törenine tam kadro katılmış ve Erdoğan’ı çılgınca alkışlamışlardı. Hatta kendini kaptırıp iyice coşan Demirtaş, alkışa ayakta devam etmişti. Demirtaş, alkışının ardından kendisini aldatılmış hisseden bazı saf solculara cevap vererek “Bugün olsa yine alkışlarım. AKP alkışlanarak bitirilir…” demişti.

HDP ile bir farkı kalmayan Y-CHP’nin “Milletçe alkışlıyoruz” sloganlı kampanyasına Demirtaş referans olmuşsa şaşırmayız.

CHP’nin şakşak kampanyası, başlı başına bir konu olduğu için hiç girmeden kapatalım.

CUMHURİYET MEYDANLARDA

Demirtaş ve benzerlerinin omurgasız söylem ve duruşları birilerinin garibine gidiyor hâlâ.

Son aylarda HDP’nin yayın organına dönüşen Cumhuriyet gazetesi “HDP barajı geçerse AKP tek başına iktidar olamıyor” yollu haberlerinin ardından bu duygularını HDP yöneticilerine söyletmek istedi.

Soluğu “Selocan” ve “Sırrı Abe”nin yanında alan Can Dündar, sohbetlerinin ardından HDP’lilerin “çözüm sürecinin yaşatılması şartıyla AKP’yi dışarıdan destekleme fikrine uzak olmadıklarını” yazdı.

Demirtaş, Can Dündar’ı kendilerinden gördüğünden olsa gerek “Yazmaz herhalde” düşüncesinden midir bilinmez, boş bulunup konuştu ama ertesi gün Cumhuriyet’i yalanladı.

Cumhuriyet’in “yanlışı düzelteceğini umduğunu” söyleyen Demirtaş, “kötü niyetli olmadıklarını” ekleyerek Dündar’ın yanağından makas almayı da ihmal etmedi.

Demirtaş’a cevap veren Dündar, savunmasını yaptıktan sonra “Kötü niyetli olmadığımızı teslim ettiği için de Selahattin Başkan’a teşekkür edelim” sözleriyle yazısını bitirdi.

35 yazarıyla meydanlara çıkan ve bütün yurttan gözlemlerini yansıtan Cumhuriyet yazarlarındaki HDP aşkı görülmeye değer.

4 parti dışında kimseyi görmeyecekseniz ne zahmet edip gittiniz taşraya. Adana’da kebap yiyip Denizli’den şarap taşımaksa niyetiniz, orasını bilemeyiz.

Ataol Behramoğlu’nun dışında Vatan Partisi’nin adını anan çıkmadı henüz.

‘BÜYÜK KURNAZLIK’

Şimdi biz HDP’yi eleştirince bazılarının hedefi oluyoruz. AKP ile işbirliğiyle suçlanıyoruz.

Bize çamur atmayı bırakın da söyleyin, Abdullah Öcalan değil miydi “Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz” diyen.

Hadi balık hafızalısınız, iki buçuk yıl önceki İmralı tutanakları haberlerini unuttunuz diyelim. Daha düne kadar “Erdoğan ülkeyi PKK’ya sattı” diyen adamların şimdi HDP’ye oy istemesine ne demeli? “AKP ile ulusalcılar ittifak yapmış.” Size okkalı bir “hass…” çekmek lazım ama yeni yoldaşınız Baydemir’e benzemek istemeyiz.

HDP’nin kuyruğuna takılanlar “Biz’ler Meclise” diyorlar. Halkı “halklar” yaptıkları yetmiyormuş gibi “biz”i “biz’ler” yaptılar. Adamların hamurunda var, bölmeden duramıyorlar. Amip gibi bölünen solcularımız da nihayet başlarını soktukları bir çatı bulduklarının sevincinde…

Oysa Demirtaş, seçimlere parti olarak katılacaklarını açıkladığı toplantıda “Başkan Apo’nun emeğini iktidara taşıyıp, Türkiye’yi değiştireceğiz” demişti. Yani Cihangir solcuları “ama çiçek, ağaç, böcek” demeden Demirtaş çıkarmış ağzındaki baklayı.

Aynı Demirtaş, üç yıl önce “açlık grevleri” sırasında Öcalan posteri açanlara yönelik tepkiye “Öcalan’ın posterini Kürdistan’da asmayacaklar da nerede asacaklar? Daha heykelini dikeceğiz. Bunu kafanıza yazın” sözleriyle tepki göstermişti.

Yani siz “Büyük insanlık” hayali kurarken oy verdikleriniz “Büyük Kürdistan” derdinde.

“Önce küçüğünü kurun” veya “Yavaş kurun saçınız başınız dağılmasın” da diyemiyorsunuz. “Türkiye partisi” olmuşlar; 24 Nisan’da Ermeni, 19 Mayıs’ta Pontus “soykırımlarını” anıyorlar. 29 Ekim ve 30 Ağustos için ne planladılar meraktayız.

Yine de Demirtaş’ın “Ermeni soykırımını tereddütsüz kabul ediyorum” sözleri, Türkiye düşmanlığını bir tarafları oynamadan dile getirmesi bakımından övgüye değer.

Daha geçen ay “HDP’nin Ankara’da düzenlediği konsere telekonferans yoluyla bağlanan Demirtaş, “HDP Başkan Apo’nun projesidir. Bunu unutmadan çalışmalar yürütmeliyiz” demişti. Demirtaş’ın sürekli hatırlattığı projeyi, bizim aklıevvel solcularımız inkâr ediyor…

Ne kadar kendilerini kandırsalar da bal gibi biliyorlar Dengir Mir Mehmet Fırat’a oy verdiklerini. Fadıl Akgündüz bile “Oyumu HDP’ye vereceğim” dediyse bi durup düşünürler diye bekliyorsunuz. Ama yok. Pragmatist davrandıklarını sandıkça daha beter oluyorlar.

Kılıçdaroğlu bile “HDP barajı geçerse başbakan olurum” derdinde.

Savcı Sayan ayarında “Partim CHP oyum HDP” diyen troller türedi. Kurnazlık yapıp HDP’nin barajı aşması halinde ortaya çıkacak tablodan bahsediyorlar.

Herkesi kör alemi sersem sanıyorlar.

Tanpınar’ın dediği gibi “Salaklığın en büyük belirtisi; herkesi salak, bir tek kendini akıllı sanmaktır.”

0 20

NİJERYALİ AKPLİAKP Nijerya Gençlik Kolları