İngiltere’ye bırakılan 450 ton altının sırrı -Celal Eren ÇELİK-

İngiltere’ye bırakılan 450 ton altının sırrı -Celal Eren ÇELİK-

0 2126

@yazparov hesabından yazdığı flood’dan derlemedir.

Altın “istikrarsız ve güvensiz piyasaların finansal enstrümanıdır”… Bu işin teknik tanımı… Düz olarak söyleyecek olursak “Altın savaş coğrafyalarında olan yahut olacak ülkelerin rezerv stok tercihidir”

Peki bu nasıl okunmalı? Bu altın stoklama çılgınlığı daha bağımsız ekonomi sevdası mı sadece… Tabii ki hayır… Zaten bu ülkeler artık Dünya’nın süper güçleri yani tam bağımsızlar…

Çok kutuplu sisteme geçişle birlikte ülkeler 3. ülkelerdeki altınları kendi ülkelerine döndürmeye başladı.Ancak bu son 2 seneye kadar sınırlı miktarlarda oluyor ve dikkat çekmiyordu. Ayrıca Rusya ve Çin deli gibi altın stoklamıyordu…

Böylece dünya ABD-İngiltere-İsrail, Çin-Rusya ve AB olmak üzere 3 ana gücün kozlarını paylaştığı “Çok kutuplu sisteme” geçti…

Buna paralel olarak AB de stratejik hamle ile Doğu Avrupa açılımını başlattı ve nüfuz alanını balkanlar üzerinden Rusya sınırına kadar taşıdı… Böylece 2001 itibariyle Çin-Rusya ittifakı de facto olarak “Tek kutuplu Dünya düzenine” son verdi…

Ancak 2007 itibariyle Rusya ve Çin’in gerek ekonomik gerekse askeri olarak yükselişi artık durdurulamaz hale geldi.Bu ikili Şhangay 5’lisini 1996’da kurmuştu. Ancak 20012’de Özbekistan’ın da katılımı ardından Orta Asya’da Amerika’ya karşı çok sert bir tavır takındı,ABD geriledi.

Yine de bir kısım altınlarını kendi ülkesine transfer eden ülkeler çok daha fazla miktarda altını yeniden ülkelerine transfer etmek istiyorlardı ancak ortak anayasanın kabul edilmemesi veAB ordusunun kurulamaması nedeni ile yine ABD-İngiltere AngloSakson ittifakına mahkumkaldılar

AB ülkeleri kendilerini ABD nüfuzundan yavaş yavaş kurtarırken İngiltere AB İÇERİSİNDEKİ TRUVA ATI olarak AB üyesi ülkelere sıkıntı çıkardı…

2000’lerin başına gelinirken AB, AET’den sadece ekonomik olarak değil,siyasal olarak da birlikte hareket eden çok ciddi bir ekonomik hacme sahip küresel bir aktör olarak sahne almaya başladı…

Bu yeniden dizayn içerisinde küresel ekonomik sistemin bozulmadan işlemesi için altın rezervlerinin ABD ve İngiltere tarafından kontrol edilmesi kararı alındı… Yani SSCB yıkılsa da yeni düzene entegre olmak zorunda kalan ülkeler altınlarını geri almadı/alamadı…

1991’de SSCB’nin yıkılması için Batı Avrupa için “Sovyet işgali” tehdidi sona erdi… Ama 1991 itibariyle bu kez de ABD’nin “tek kutuplu dünya düzenine” geçildi…Ekonomik,siyasi ve askeri ilişkiler bu yeni dizayna göre yeniden dizayn edildi…

Bu sorunun temel 2 yanıtı var… 2.Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan “Soğuk Savaş” döneminin yarattığı güvenlik endişelerinin ülkelerin altınlarını 3. ülkelerde korumaya almasına yol açtığını belirtmiştik…

Peki bizim gibi basiretsiz ülkeler altın rezervlerini 3. ülkelerde ipotekleye dururken, Dünya devi ülkeler neden 3. ülkelerdeki altınlarını kendi ülkelerine getiriyor ve altın rezervini arttırmak için stok yapıyor….

2017 ilk çeyrek verilerine göre Çin Merkez Bankası altın rezervi 1843 ton ile Dünya 6.sı olurken, Rusya Merkez Bankası Altın Rezervi 1687 ton olarak gerçekleşti ve hemen Çin’in ardından 7. sıraya yerleşti…

Bundan 10 sene öncesine kadar altın rezervi sıralamasında  ilk 10 içerisinde olmayan Rusya ve Çin 2017 yılı ilk çeyrek verilerine göre artık Dünya’nın En Fazla Altın Rezervine Sahip 10 ülkesi listesine girdi…

Şimdi de yeni dünyanın 2 yeni gücü Rusya ve Çin’e bakalım…

Son 2 yılda Rusya ve Çin’in tabiri yerindeyse “deli gibi” Dünya piyasasından altın topladığını görüyoruz… Fransa’da bulunan toplam altın rezervi 374 ton olan Almanya bu rezervin tümünün Almanya’ya alınmasını kararlaştırırken,111 tonluk ilk transfer operasyonunun ardından geride kalan 263 ton altının da Almanya’ya taşınması ile operasyonu tamamlayacak…

Almanya ABD’de bulunan altın rezervlerinin 120 tonunu, Fransa’da bulunan  altın rezervlerinin ise 111 tonunu Almanya’ya geri transfer etti… Londra’da bulunan 445 ton altının ise İngiltere’de kalmasına karar verildi…

Peki şimdi ne yapıyor Almanya… Normal şartlarda Almanya’nın ABD ve Fransa ile olan “Altın depolama ve güvenlik” sözleşmesi 2020’ye kadar devam etmekteydi.Ancak Almanya beklenmedik şekilde altınlarını geri çekmeye başladı…

Öncelikle Almanya’ya bakalım isterseniz… Almanya 2. Dünya Savaşı sonrası ekonomi ve savunma alt yapısı ABD tarafından dizayn edilmesinin de etkisi ile altınlarının büyük bölümünü ABD’ye, bir kısmını ise Fransa;’ya “depoladı” Dikkat ediniz “Depoladı” bizim gibi “emanete” vermedi

İşte efendim biz bu altınları neden verdik, bize kurulan tezgah nedir durum aynen bu şekilde… Umarım biz yanılırız da altınlar geri gelir yoksa zaten halimiz harap diyerek Dünya devlerinin son 5 yıl içerisinde değişen son 2 yılda zirve yapan “altın politikalarına” geçiyoruz…

Yani dostlar bu İngiltere’ye giden altınlardan bence herkes umudu kessin.O altınlar bir daha geri gelmez.Kaldı ki İngiltere zamanında parasını peşin verdiğimiz Sultan Osman ve Reşadiye Savaş Gemileri’ne el koyup vermemiş,100 yıllığına “kiraladığı” Kıbrıs’ı ilhak etmiş bir devlet.

Oysa döviz rezervlerimiz kısıtlı olsa da altın rezervlerimiz İPOTEKLENMEMİŞ olsa bu ödemelerin finansmanı altın rezervi ile karşılanabilecekti.

Merkez Bankası’nda şu an bulunan rezervlerin büyük kısmı  özel şirketler ya da kişilerden tahvil senedi ve kredi karşılığı alınan paralardan oluşmakta… Yani bu para Hazinenin kendi parası değildir. Yeterli rezerv olmazsa, günü geldiğinde tahvillerin ödemesi yapılamayacak…

Ama işte “o gün gelmeden ” çok daha önce bizi bekleyen bir sıkıntı daha var…

Bize “İpoteklediğiniz kadar altının bedelinde krediyi verdik. Artık altınlarınız bizim” diyecekler... Yani biz tam bir uluslararası tefecilik sarmalının ortasında,  ana borcunu ödeyemediği gibi elindeki öz sermayesini de kaybeden bir şirket olarak ortada kalacağız…

Bizim ana borcumuzdan hiç bir eksilme olmadığı gibi ipotek ettirdiğimiz altın rezervimizin belirlenen rakamından bu verilen krediler düşecek,düşecek… Ve bir gün gelecek -ki bu cari açık tablosu ile o günün gelmesi uzun sürmez-ipotekli altınımızın ipotek bedeli de bitecek…

Verilecek kredi miktarları ise ancak Türkiye’nin kısa vadeli dış borç faizlerinin çevrilmesine yetecek.Yani aslında bir ceplerinden parayı verecek diğer ceplerine koyacaklar…

Bu durumda Türkiye karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: Türkiye’nin “İPOTEK” ettirdiği altın miktarının rakamsal değeri belirlenecek. Ve Kreditörler yüksek faizler ile bu bedelden düşülmek üzere Türkiye’ye azar azar kredi verecekler

Merkez Bankası’nda döviz rezervi tükenme noktasında… Altın rezervimizin %72’Sİ İngiltere’de İPOTEKLİ… Bu altın rezervleri sayesinde ekonomisi krize giren devletler dış ticaretlerini bir süre daha devam ettirebilirler…Peki bizim halimiz ne olacak? Cari açığımız her sene “coştukça coşuyor” yeni rekorlar kırıyor.Yani ithalatımız ihracatımızın kat be kat fazlası…

Normal şartlarda ülkeler Merkez Bankaları’ndaki “altın rezervini” kötü günler için tutar.Bir nevi annelerimizin altın günlerinden biriktirdiği ve kocasının borçları için çıkarıp bozdurduğu altınlar gibi…

Peki neden İngiltere? Türkiye’nin bu “emanet” işlemi esnasındaki ekonomi bakanı kimdi? Mehmet Şimşek…  Kendisi”İngiliz vatandaşı”,İngiliz Devi Merrill Lyinch’ten siyasete “yıldız transferimiz”  Mehmet Şimşek…Yüksek tahsil de İngiltere’de tabii…

Türk TL’si “rezerv para” statüsü taşımadığı için eli kolu bağlanan Türkiye basiretsiz AKP yönetimi sayesinde öyle bir batağa düştü ki kredi alabilmek için 2 parti halinde 450 TON altını “diplomatik dille ” BANK of ENGLAND’a “emanete” bırakmaya aslında ise “rehin vermeye”razı oldu

Bu kibarca şu demek: “Biz sizin varlıklarınızı yahut merkez bankanızdaki paranızı TL”rezerv para” olmadığı için teminat olarak kabul etmiyoruz. Nakit kredi için altınlarınızı ipotek olarak alıyoruz”

Ama bizim altınlarımız “Depolama ve güvenlik” hizmeti karşılığı BANK of ENGLAND kasalarına gitmedi… Resmi açıklamada “Emanet” olarak gittiği ifade edildi…

Yani bu şekilde 3. bir ülkeden “Altın depolama ve güvenlik” hizmeti alan devlet bunun bedelini ödeyerek bu hizmeti satın alıyor…

Şimdi bakınız bu “emanet” ibaresi çok önemli ve kritik… Floodumuzun başında aslında bir devletin güvendiği 3. bir başka devlete altınlarını transfer etmesinin doğal olduğunu ifade etmiştik…Ama orada bir “Altın depolama ve güvenliği” hizmeti söz konusu…

Küresel finans çevreleri Türkiye’nin acil kredi ihtiyacını çözmek için altın rezervinin %72’lik kısmını teşkil eden 400 TON, sonrasında da 50 TON daha altının İngiltere’deki BANK of ENGLAND’ın kasasına “emanet” bırakılmasını istediler…

Bu 400 TON ALTININ SIRRI işte tam da bu noktada başladı…

2016 uluslararası kredilendirme kuruluşları notlarımızı düşürüp, uluslararası bankalar kredi musluklarını kesince ve son darbe olarak Körfez sermayesinin akışı da kesilince AKP iktidarı kısa vadede borç faizlerini, orta vadede maaşları ödeyememe tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.

Bundan önce  yazdığım “2008’DE TEĞET GEÇEN” KRİZ, ŞİMDİ NEDEN “DELİP GEÇİYOR” başlıklı floodumda uluslarası güç odaklarının Türkiye’yi nasıl bir “gizli amborgo” ile kuşatma altına aldıklarını yazmıştım…

2016 yılına girilmeden hemen önce  uluslararası finans kurumları ve kredilendirme merkezleri yıl sonu kapanış raporlarını yapıp, son çeyrek değerlendirmesi yaptığında görüldü ki Türkiye cari açıkta Cumhuriyet tarihi rekoru durumda…

Ve Türkiye Merkez Bankası altın stok rezervi miktarını hızla yukarıya çekti… Tarihler 2016’ya geldiğinde bu miktar 490 ton altına ulaştı…

Bu nedenle zaten stok yapacak bir altınımız yoktu.Var olan altın stoğumuzu ise dış ticaret notasında kullanıyorduk… Ama yıllar geçtikçe özellikle 80 sonrası liberalleşen ekonomi, TL’nin konvertibilite özelliğini kazanması şartları değiştirdi..

Peki bu esnada bizde durum neydi? Türkiye ne yapıyordu? Öncelikle biz gelişmiş ülkeler “Para karşılığı altın biriktirme” prensibini uygulayıp, Merkez Bankaları’nda altın stoku yaptığı dönemde bırakın “gelişmiş ülkeyi” Osmanlı’nın çöküş, Cumhuriyetin “emekleme yıllarını yaşadık…

Bu 3 ülke İngiltere, ABD ve Fransa oldu… Ancak özellikle Batı Avrupa ülkeleri altınlarını büyük ölçüde İngiltere’de saklama yöntemini tercih ettiler. Kimi ülkeler ALmanya gibi hem ABD hem Fransa’da altın depoladı…

İşte tam da bu nedenle 1946 yılından itibaren Dünya’da ciddi miktarda külçe altın rezervi olan ülkeler bu altınlarını olası bir savaşta kendilerinden “daha güçlü” ve “daha güvenilir” olduğunu düşündükleri 3 ülkeye depolamaya başladılar…

İşte tam da bu noktada 2.Dünya Savaşı’ndan perişan çıksa da hala cidd külçe altın rezervi olan gelişmiş ülkelerin “Altın Güvenliği” endişesi ortaya çıktı.Zira bu altınlar  her an yaşanması olası yeni bir savaş esnasında güvende ve ulaşılabilir olmalıydı…

  1. Dünya Savaşı’nın ardından ise Dünya’da kartlar yeniden karılırken ortaya çıkan 2 yeni süper güç oluşmuş, Dünya ABD ve SSCB arasında tercihini yapmış safını belirlemişti.Ancak tüm dünya başlayan “soğuk savaşın” her an sıcak savaşa dönüşme endişesi ile diken üzerinde yaşıyordu.

Ancak 100 yıldan daha fazla bir süre kullanılan “Para karşılığında Merkez Bankasında altın tutma” prensibi özellikle gelişmiş ülkelerin rezervlerinde oldukça yüklü miktarda külçe altın birikimi oluşmasına neden olmuştu…

Hal böyle olunca Merkez Bankaları bu baskıya daha fazla dayanamadılar ve kağıt paranın altın karşılığı esaseını kaldırdıklarını açıkladılar… Sadece ABD hariç. ABD para briminin değerini 35 Dolar= 1Ons altın olarak sabitledi.Ve parası karşılığı altın tutmaya devam etti…

Yaşanan Dünya Savaşının yarattığı ekonomik tahribat sonrasında tüm Dünya ülkelerinde enflasyon ciddi oranda arttı. Vatandaşlar ellerindeki kağıt paralar ile Merkez Bankalarının kapısına dayanıp parasının altın karşılığını istemeye başladı…

Dünya’da ülkelerin bastıkları paralarının karşılığını altın esas olarak Merkez Bankalarında bulundurma prensibi 1800’lerin başında yıllarda ilk olarak ABD tarafından uygulandı ve daha sonra tüm Dünya tarafından kabul gördü…Ancak 1.Dünya Savaşı sonrasında işler tersine döndü…

Ancak durum öyle değil… Hatta “normal şartlar altında” bu durum şaşırılacak bir olay olmadığı gibi dünyadaki küresel sistem içerisinde “gayet doğal” bir olay…

Şimdi öncelikle şunu söyleyelim ki Türkiye’nin 490 ton olan altın rezervini İngiltere’ye altın rezervinin 2 taksit halinde(400+50 ton)şeklinde gönderildiğini duyanlar ilk başta çok şaşırmış olabilir.Hatta “Bu nasıl olur altınlarımızı nasıl verirler İngiliz’e” de demiş olabilirler

ABD altınlarını Fort Knox’ta saklıyor…Buranın sadece kapıları 20 ton…Devasa bir yapı ve özel bir askeri üs…Biz ne yapıyoruz?

NO COMMENTS

Leave a Reply